1 Ağustos 2008 Cuma

Giriş



İlk nefes


Sondan beşinci sigarayı da küllüğe bastırdıktan sonra fark ettim, bir eksiklik vardı. Saatin ufak kolu kadranın alt yarısında takılıyor, bilincim beyin sıvısı içinde kulaç, beyin katısı üzerinde volta atıyordu. Bunun üç sebebi olabilirdi: ya az içilmişti evvel akşam, ya son zaman çemkiriklerim yetersizdi, ya da manitasızlıktı beni yapış yapış yaz sabahlarına zorlayan. Üçüncü şık bir süredir geçerli olduğundan etkisinin kaybolmuş olabileceğini düşündüm- muhabbet yavaş yavaş kimsenin telaffuzunu bilmediği alternatif rock grup adına evriliyordu artık, ve doz arttırılmadıkça daha fazla aldanamayacaktım manita eksikliğine. Ben de kendime sordum ki "ulan niye bir placebo'ya aldanayım, en iyisi bir blog açayım alternatif olayım, dopdolu olayım, sonra boş doluluğuma yanarım" dedim.

Nedir çemkirik? çemkirik, blogger.com etki alanının alt bir etki alanıdır (bu kelime öbeğini de az önce öğrendim, biz domain subdomain derdik, şimdiki pek artis) ve isminden anlaşılacağı gibi, çemkirme üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu kelimenin asıl anlamı, önyargı dolu toplum idrakına rağmen,

çemkirmek(nsz):

1. Birine karşı gelmek, sert cevap vermek
2. halk ağzında Köpek kesik kesik havlamak (TDK)

tır ve TCK'da da yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilmemektedir. (Günlüğe isim vermeden önce aklıma son bir soru takıldı. cevaba ulaşabilmek için gogılı açtım, ama hayır, TBK adında ne bir resmi kurum ne de bir ilahi kitap vardı.)

Bundan sonra sinema ve siyaset üzerine bizzat çemkirmelerimi ve kötü esprilerimi bu günlükte okuyabilirsiniz. Annemin bu işte hiçbir parmağı yoktur, bu sebepten lütfen ona değil bana küfrediniz.






Manifesto


Sinema bir iletişim aracıdır, ve siyaset her tür iletişim aracını kullandığı gibi sinemayı da en efektif şekilde kullanmak isteyecektir. Sinema siyasetin hep bir adım gerisinde yürür, çünkü o siyaseti yansıtacak bir aynadır. Siyaset hep böyle yapar, şahane siyaset, müthiş film, pis siyaset, kaka film vs. vs. Yeter artık! Gına getirdiniz. Dünyaya daha dün merhaba demiş çocuk gibi hepimiz bunları, suyun 100 derecede kaynadığını veya Baltacı'nın Katerina'ya feci kaydığını bildiğimiz gibi net biliyoruz.

Biliyoruz. Biliyoruz. Biliyoruz! Demek ki bilmediğimiz bir şeyler var?! Beklenen soru ampul şeklinde husule geliyor tam kafamın üstünde. Biz, neleri bilmiyoruz?

Düş 1:
-Dünyada su yok ve bize suyun hep 100 derecede kaynadığını söylediler. Başka bir bulgumuz var mı, yok. Kabul ettik hemen.

Bu bir teori olsa da bir dogmadır, bilmeyiz ama var sayarız. Fikrime göre, bu bilginin bize bir faydası da yoktur, kriptonitin kaynama noktasını kim bilir.

Düş 2:
-Dünyanın dörtte üçü su (ders: gerçekçi hayaller kurun) ve bize suyun hep 100 derecede kaynadığını söylediler. Fakat öyle bir insanlığız ki biz hiç su ısıtmamışız. Ateş bulunmamıştır daha, olmuştur.

Bu düşün önceki düşle arasında kocaman bir fark var. Su elimizin altında, ama ısıtmıyoruz: işte bu tehlikelidir, teoriye saplanmaktır. Bir veya iki kez su ısıtsak göreceğiz ki su 100 derecede çok ender kaynıyor.


Dikkat ederseniz, iki düşten çıkardığımız iki sonucun önemli bir ortak noktası var. İkisinde de gerçeği bilmiyoruz, sadece bildiğimizi farz ediyoruz. Bu ortak noktadan yola çıkarak, bilmediğimiz şeylerin zihinsel ve fiziksel anlamda pratiğinde bulunmadığımız olgular olduğunu iddia ediyorum.

O halde yapmamız gereken, sinema ve siyaset konuları ile bunların arasındaki ilişkiyi yaşamak, ardından, öğrendiklerimizle kıyaslamak. Yani, kaynamaya aday suyun tuz oranını ya da o bölgenin üzerindeki basıncı hayal etmeye çalışmak. Ortada olan ana konuyu sakız etmek değil de, yan kollarının "niçin"ini düşünmek. Çoğu zaman da kafadan atmak.

İşte benim çemkirik boyunca icra etmeye çalışacağım şey budur.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Baltaci'nin Katerina'ya kaydigini bilmemiz gibi... Basarili olmus..

Sekhmet dedi ki...

çemkirik hareketin önü kesilmiş sanki...

ps. :))

Çemkirik Sesleniş dedi ki...

http://www.facebook.com/pages/Cemkirik-Seslenis/141870335856825

Başka çemkirenler de var artık. Sizi de bekleriz.